26 Ocak 2016 Salı

10.gün – bir yemek hikayesi

Böyle sofra başındayız, arkadaşlarla. Lezzetli mi lezzetli bir yemek yiyoruz. O kadar lezzetli ki, bir lokma alıyoruz, uff ne harika ya diyoruz, tadına varıyoruz. Sonra lafa dalıyoruz. Ne kadar lezzetli olduğunu unutup, bir lokma daha alıyoruz, uff..

Bir yandan bebek arabasında bebek var, onun da ağzına bir lokma koyuyoruz. Kimimiz yoğurdumuzdan bir kaşık veriyor, hanimiş teyzenin gülü? Ne de güzel yoğurt yermiş benim yiğenim, oyy bir tanesi.

Sonra devam ediyoruz, valla ben senin o yönünü hep takdir etmişimdir, hep kendime örnek almışımdır cicim, bence en iyisini yapmışsın.

Annesi oradan özenle soğutulmuş çorbadan bir kaşık veriyor, pardon ben bir tane sıcak su alabilir miyim? Yok, kaynar değil, dışarıdan olsun. Oda sıcaklığında.

Sonra yemekler bitiyor, salataların suyuna ekmek banılıyor, kaşıklar tabakların üzerlerine konuluyor. Ellerinize sağlık, teşekkür ederiz. Ay çok iyi olur, benimki açık olsun, benimki de. Benimki normal olsun, benimki de.

Tatlı yer miyiz bakışları atılıyor, ben yerim, ben bir taneyi bitiremem, o zaman biz paylaşalım. Ayy, ayva tatlısı varmış, siz ne yiyeceksiniz?

Tatlılar yeniliyor, çaylar içiliyor, laf lafı açıyor, saatin kaç olduğunu bilinmiyor, ben bir çay daha alabilir miyim?

Sonra yavaştan ayaklanılıyor, durun bende bozuk var, bende bütün var. Ben veriyim, siz bana verin. Şunlar bahşiş olsun.

Dışarı çıkılıyor. Hava çok güzel, biraz yürüyelim mi?

Sonra komik anılar anlatılıyor, duruluyor, arkadaşın kolu tutuluyor, kahkahalar koyveriliyor, hatta yaya trafiği aksatılıyor, ay pardon teyzecim, buyurun buyurun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder